22 Nis 2014

OLDURAMADIM!!!!!!!

   Ne zamandır elimi sürmedim gene bu sayfalara... Yaşam Özgür'üme ve bana ve dahi bize pek iyi davranmıyordu sonuçta... Küstüm sayfalara ve dahi küstüm herşeye...

   Ne oldu bu kadar zamandır??? Ketojenik Diyet hüsranı var... 15 ay direndik Özgür de biz de fakat olmadı... Olamadı... Diyetin işe yaradığı çocuklar yok değil elbette var fakat diyetin vücutta yaptığı yıkımı bir kefeye nöbetin vücutta yaptığı yıkımı diğer kefeye koyunca olmadı... Üstelik biz ilaç bırakmak için diyet yapmaya çalışırken keton tutsun diye içilen sporcu ilaçları yüzünden hiç olmadı... Dahası birilerinin sırf bu konuda tez verecek diye çocuklar üzerinde deney yapıyor onları kbay olarak kullanıyor olması da hiç olmadı... Neyse olsa çok mutlu olurdum, olurduk ama olmadı işte olduramadım!!!!

   Sonrasında önceden denediğimiz bir ilacı sordu doktor neden başlayıp bıraktığımızı hatırlayamadığım bir ilaç... Tekrar deneyelim dedi peki dedik başladık sonra bir sabah aydınlığında tam evden çıkarken Özgür "anne ışıklar söndü" dedi... Tam ne demek istediğini anlamaya çalışırken ben, gözleriyle birini takip etti düğmenin oraya kadar sonra da "bak!!! abi ışığı açtı" dedi ve abisine teşekkür etmeyi de ihmal etmedi... Halüsinasyon görüyordu evet :( Acilen onu da bıraktık.... Olduramadım....

   Yine sonrasında yurt dışından güç bela getirebildiğimiz bir ilaca ümit bağladık o da olmadı çünkü Özgür'ün hali hazırda 10 yıldır kullandığı ana ilaçlarından biriyle ters etkileşti... O ilacı bırakamadık... Yenisine yeterince şans tanıyamadık... İki ucu boklu değnek misali arada kaldım... Gene olduramadım....

    Olduramadığım bir çok şey varmış hayatta benim onu farkettim... Ben oldurmaya debelendikçe zamanın geçtiğini Özgür'ümün ön ergenliğe girdiğini ve kaybetmeye devam ettiğini _ettiğimizi_ gördüm ve buna da engel olamadım.... Olduramadım...

   Çalıştığım iş yerinde "insan denen eşref-i mahlukat" ile iş yaptığımı unutup herkesi kendim gibi bilip karşılığını bir kere daha aldım fakat hiç birisi bu kadar belden aşağı olmamıştı hayatta....

   Özgür'ü bu yaşına kadar hiç bir zaman dört duvar arasına mahkum etmedim ben... Buna gerekte yoktu zaten utanmadım çocuğumdan... Çalışmaya giderken de yanımdaydı benim... Gezmeye giderken de... Kısacası yaşamın hiç bir alanından izole etmedim onu dedim ya gerekte yoktu!!! Hala da gerek duymuyorum duymam da!!! İş yerinde onu görüp yadırgamayan olmadı değil... Hatta ofisi aynı zamanda ev olarak kullandığımızı düşünen de oldu... Eeee düşünsün milletin düşüncesi torba değil ki büzesin!!! Fakat kimse yadırgamıyormuş gibi davranıp ilk anlaşmazlıkta bunu kullanacak, diline dolayacak kadar aşağılık olmamıştı hayatta!!!

   Bende bu kadar incinmemiştim galiba!!!!

   Bilmeyenler için yazayım dizilere, reklamlara, sinema filmlerine oyuncu sağlıyorum ben... İşin castını da yapıyorum dışarıdan castı yapanlara yardımcı da oluyorum... Ajans, cast direktörü, menajer diyebilirsiniz yani... Eh bazıları yaptığımız işi hafife alıyor, önemsemiyor ve bunun gayet farkındayız aslında ama bazısı da işi alana kadar (!) gayet ustalıkla saklıyor bu düşüncelerini... İşte bunun için sözleşmelerimiz var çünkü kim ne düşünürse düşünsün biz burada oyun oynamıyoruz iş yapıyoruz!!!

   Neyse niyetini gayet net!!! belli etmesine rağmen açıklamaya çalıştım... Sabahtan itibaren belki 4-5 kere aradı sordu sorguladı yardımcı oldum doğru olanı yapması için... Sonuçta yapmam gereken işlerden biri de budur oyuncunun oynamak dışındaki yani yapım kısmında herşeyi bilmesine gerek yok çünkü... Neyse en son cumartesi akşamı saat 20:00 de aradı ofisin kapısındayım diye... O gün o saatte orada bulunmak gibi bir zorunluluğum yok tabi... Neyse sabahtan beri boşa konuşmuşum ben gibi yine söylediklerimin tam tersini yapmış... Aslında hiç memnun değilmiş benden zaten söyleyecekmiş bana pazartesi falan filan... Falan filanı boşver herkes çalışmalarımı beğenmek zorunda değil tabi ... Ama ben de haklıymışım koca ajansın yükü benim omuzlarımdaymış iki çocuğum varmış (menajerlerin çocuğu olmamalıdır kuralını ihlal!!!!) HELE Kİ BİRİ ÖMÜR BOYU BAKIMA MUHTAÇMIŞ!!!!

   O an titremeye başladım...

   Beni az buçuk tanıyan herkes bilir benim yumuşak karnı'mınÖzgür olduğunu... Bu yüzdendir ki "iyi bir annesin" demek isterken bile direk Özgür'ü işaret etmezler.... Bugüne kadar çevremdeki kimse ama hiç kimse ne överken ne eleştirirken bana Özgür'ümden bir ARAZ!!!!mış gibi bahsetmemişti.... Kimse kızımın hasta(???)lığını bu kadar duyarsızca ve acımasızca o pis diline dolamamıştı!!!! Hiç kimse kendi ACZİNİ benim çocuğuma çocuklarıma bağlamamıştı... Dondum kaldım....

   Hala kendimle savaşıyorum... Bu lafları ona ödetecek güçlü kötü Özlem ile insanlığını kaybetmek istemeyen Özlem arasında bir savaş var kaç gündür... Ne yapacağım bilemiyorum hala....

   Son olarak bunları yazarken başbakanımızın taksim konusunda inatçı olmayın devletle kavga etmeyin laflarını okudum... Kızlarımla şişliden senenin ilk güzel güneşli havalarından birinde 1 Mayıs'ta yürüyorduk gezi parkına kadar... Marşlar söylüyor dans ediyorduk siyah beyazlar içinde.... Yürüyüş sonunda Taksim'e vardığımızda yorgunluktan çimenlere yatıp yuvarlanıyorlardı... Ne kötülüğü var ki bunun neden korkuyorsun bizim gibi insanlardan??? Güneşli güzel mayıs günlerinden neden korkuyorsun!!!


    Her ne kadar sevmeseniz de bizim gibi insanların omuzlarından yeşerecek nesiller sizin de geleceğinizdir... Neyse..................
 


    Beynim zonkluyor!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
 

   


4 yorum:

Petek Yalçın dedi ki...

Iy ki yazdiniz,merak ediyordum sizi.hersey guzel olacak.

Unknown dedi ki...

Siz birarada cok guzelsiniz..

canan kurt dedi ki...

Siz birarada cok guzelsiniz..

canan kurt dedi ki...

Siz birarada cok guzelsiniz..